İstanbul
BIST9072.08
DOLAR30.7519
EURO33.0304
ALTIN1969.6
BTC/USD51728.548
Kenan Çakal

Kenan Çakal

Mail: cakalkenan@gmail.com

Rabia-i Adviyye Gerçeği...

Çok fakirdi, çok oruç tutardı.

 

Yine oruçluyken bir hafta yiyecek bulamadı.

 

Sekizinci gece açlığı şiddetlendi.

 

Nefsine eziyet ettiğini düşünüyordu.

 

Ancak yiyeceği de yoktu, çaresizdi.

 

Kapısı çalındı.

 

Gelen kişi bir tabak yemek getirmişti.

 

Yemeği yere koydu mum almaya gitti.

 

Döndüğünde bir kedinin yemeği dökmüş olduğunu gördü.

 

Orucunu açmak için su almaya gitti bu defa.

 

O esnada mum söndü.

 

Karanlıkta su içmek isterken bardak düşüp kırıldı.

 

Ellerini semaya kaldırdı;

 

"Ya Rabbi" dedi.

 

Ve devam etti;

 

"Bu zavallı kulunu imtihan ediyorsun.

 

Fakat acizliğimden sabredemiyorum."

 

Ve derin bir ah çekti.

 

Bu öyle bir "Ah" idi ki, neredeyse EV YANACAKTI.

 

O anda bir ses duyuldu;

 

"İstersen dünya nimetlerini üstüne saçayım.

 

İstersen üzerindeki dert ve belaları kaldırayım.

 

Fakat bu dert ve belalar ile dünya bir arada bulunmaz."

 

İşte o gün açlıktan "Ah" çeken kişinin adı Rabia-i Adviyye idi.

 

İslam dünyasının en büyük kadın evliyalarından biriydi o.

 

Babası İsmail'in 3 kızı vardı.

 

Bir tane daha doğunca adına "Dördüncü" anlamına gelen Rabia koydu.

 

Aradan yüzyıllar geçti.

 

Şimdi Rabia-i Adviyye ismi Mısır'da bir meydanın ismini taşıyor.

 

Ve o meydanda Müslümanlar sadece "Demokrasi" dedikleri için kurşuna diziliyor.

 

O meydanda kadınların ve çocukların bile kanı akıyor.

 

Her yer ceset doluyor.

 

Hatta öyle ileri gidiyorlar ki; Rabia-i Adviyye meydanındaki mescidi yakıyor firavunun askerleri.

 

Mescidin içi ağzına kadar insan dolu.

 

Ve hepsi az önce "Demokrasi" dedikleri için kurşuna dizilen insanların cesetleri.

 

Çaresiz insanlar cesetleri camilere taşıyor.

 

Firavunun askerleri cesetleri de yakıyor.

 

Ve Rabia-i Adviyye meydanındaki mescit yanıp kül oluyor.

 

Hatta içerideki Kur'an-ı Kerimler bile yanıyor.

 

Sadece bir sayfa alevlerden kurtuluyor.

 

İşte o sayfadaki Sure'de;

 

"Andolsun ki o ağacın altında sana biat ederlerken Allah, o müminlerden razı olmuştur.

 

Kalplerinde olanı bilmiş, onlara güven duygusu vermiş ve onları pek yakın bir fetihle ödüllendirmiştir" diyor yüce Yaradan.

 

FETİH Suresi onun adı.

 

İnsanlar Fetih Suresi'nin yakılamadığı Rabia-i Adviyye meydanında kefenleniyor.

 

Ve Rabia-i Adviyye ömrünü gece gündüz ibadetle geçirirdi.

 

Kefenini daima yanında taşırdı.

 

Onun kefensiz dışarı çıktığını gören yoktu yeryüzünde.

 

Ve daha da ötesi; Kefeni onun seccadesiydi.

 

Tüm namazlarını kefeni üzerinde kıldı.

 

Bir "Ah" çekti bir gün.

 

Neredeyse ev yanacaktı.

 

Şimdi Mısır'da evlere ateş düştü.

 

Milyonlar ellerini havaya kaldırıyorlar Rabia meydanında.

 

"Dört" işareti yapıyorlar.

 

"Dört" anlamına gelen Rabia, meydanlardaki mazlumların sembolü oldu bugün.

 

O milyonlar "Ah" çekiyor.

 

Ve 2 kere 2 DÖRT eder kadar sapmaz bir gerçek var;

 

Son Firavunun sarayını kurtaracak itfaiye yeryüzünde yok!!!

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar